Sedimantasyon Analizi ile Buğday Sınıflandırması: Gluten Kalitesi
Buğday, dünya genelinde en yaygın kullanılan tahıl ürünlerinden biridir ve özellikle ekmek üretiminde temel hammaddedir. Buğdayın işlenebilirliği ve nihai ürün kalitesi büyük ölçüde protein yapısı ve gluten kalitesine bağlıdır. Gluten yapısının güçlü veya zayıf olması, hamurun elastikiyetini, gaz tutma kapasitesini ve dolayısıyla ekmek hacmini doğrudan etkiler.
Buğday kalitesini belirlemek için kullanılan analiz yöntemleri arasında protein analizi, gluten indeksi, falling number ve sedimantasyon testi önemli yer tutar. Sedimantasyon testi, bu yöntemler arasında özellikle gluten kalitesi hakkında hızlı bilgi vermesi nedeniyle yaygın olarak kullanılmaktadır.

Sedimantasyon Analizinin Prensibi
Sedimantasyon testi, öğütülmüş buğday veya un numunesinin belirli bir kimyasal çözelti içerisinde şişmesi ve çökelmesi prensibine dayanır. En yaygın kullanılan yöntem Zeleny Sedimantasyon Analizi olarak bilinmektedir.
Test sırasında un veya öğütülmüş buğday numunesi laktik asit çözeltisi ve bromfenol ile karıştırılır. Çalkalama işlemi sonucunda gluten proteinleri şişerek ve test süresi sonunda bir çökelti oluşturur.
Bu çökelti test süresi olan 5 dakika sonunda tüp içerisinde çöker ve oluşan sediment hacmi mililitre (ml) cinsinden ölçülür.
Sediment hacmi, gluten proteinlerinin su tutma kapasitesi ve şişme özellikleri ile doğrudan ilişkilidir. Güçlü gluten yapısına sahip buğdaylarda daha yüksek sediment hacmi oluşurken, zayıf gluten yapısına sahip buğdaylarda sediment hacmi daha düşük olur.
Sedimantasyon Anlizine Göre Buğday Sınıflandırması
Sedimantasyon değeri, buğdayın teknolojik kalitesinin değerlendirilmesinde önemli bir parametredir. Genel olarak sedimantasyon değeri arttıkça gluten kalitesi ve ekmeklik özellikler de artmaktadır.
Tablo 1. Sedimantasyon değer aralıklarına göre tercih edilen buğday kalitesinin kullanım alanları
Sedimantasyon değeri (ml) | Buğday Kalitesi | Kullanım Alanı |
20 ml ve altı | Çok zayıf gluten | Bisküvi ve kek üretimi |
20-30 ml | Zayıf gluten | Kraker ve pasta ürünleri |
30-40 ml | Orta kalite | Karışım unlar |
40-50 ml | İyi kalite | Standart ekmek üretimi |
50 ml ve üzeri | Çok güçlü gluten | Yüksek hacimli ekmek |
Tablo 1’deki sınıflandırma, değirmenciler ve tahıl ticareti yapan işletmeler için buğdayın hangi ürünlerde kullanılabileceğini belirlemede önemli bir göstergedir.
Sedimantasyon Analizi Süreci
Sedimantasyon analizinin doğru sonuç verebilmesi için analiz sürecinin belirli standartlara uygun şekilde gerçekleştirilmesi gerekir. Analiz süreci genel olarak aşağıdaki adımlardan oluşur:
- Buğday numunesi yabancı maddelerden arındırılır.
- Buğday laboratuvar değirmenlerinde belirli bir partikül boyutuna kadar öğütülür.
- Numuneden 3.20 g tartarak plastik bir huni yardımıyla sedimantasyon tüpüne aktarılır.
- Üzerine 50 ml brom fenol çözeltisi koyup 5 dakika cihazda çalkalamaya bırakılır.
- Çalkalama işlemi bittikten sonar tüpün içerisine 25 ml laktik asit çözeltisi koyup tekrar 5 dakika beklemeye bırakılır.
- Cihaz işlemi tamamladıktan sonra sedimantasyon tüpü düz bir zeminde 5 dakika beklemeye bırakılır.
- Tabandaki çökme miktarı bu 5 dakika sonunda okunur.
Sedimantasyon Değerini Etkileyen Faktörler
Sedimantasyon testi yalnızca protein miktarını değil, protein kalitesini de yansıttığı için birçok faktörden etkilenebilir.

Şekil 1. Sedimantasyon değerini etkileyen faktörler
1. Buğday Çeşidi ve Genetik Özellikler
Buğdayın genetik yapısı, glutenin ve gliadinin alt tiplerinin oranını belirler ve bu da sedimantasyon değerini doğrudan etkiler. Örneğin:
- Ekmeklik buğday (Triticum aestivum): Yüksek moleküler ağırlıklı glutenin alt birimleri sayesinde güçlü gluten ağı oluşturur. Bu, çözelti içinde şişme kapasitesini artırır ve sediment hacmini yükseltir.
- Makarnalık buğday (Triticum durum): Daha düşük glutenin alt birim çeşitliliği, daha sıkı fakat elastikiyeti sınırlı gluten ağı üretir. Bu nedenle sedimantasyon değeri daha düşüktür.
- Genetik varyasyonlar: HMW-GS (High Molecular Weight Glutenin Subunits) ve LMW-GS (Low Molecular Weight Glutenin Subunits) kombinasyonları sedimantasyon testinin sonuçlarını belirler. Örneğin 5+10 alt birimine sahip çeşitler 2+12 kombinasyonlarına göre genellikle daha yüksek sedimantasyon değerine sahiptir.
2. Protein Yapısı ve Gluten Kalitesi
Sedimantasyon testi yalnızca protein miktarını değil, protein yapısının kalitesini de yansıtır. Yani yüksek protein içeriğine sahip bir buğday her zaman güçlü gluten anlamına gelmez.
- Glutenin/Gliaidin oranı: Glutenin yapısal ağı oluştururken gliadin elastikiyeti sağlar. Bu denge bozulduğunda, sedimantasyon değeri düşebilir.
- Polimerizasyon seviyesi: Glutelin polimer zincirlerinin uzunluğu ve çapraz bağlanma oranı, glutenin su tutma kapasitesini artırır, bu da sediment hacmini yükseltir.
- Enzimatik yıkım: Alfa-amilaz ve proteolitik enzimler glutenin yapısını bozarsa sedimantasyon değeri düşer.
3. Hasat Öncesi Filizlenme (Pre-Harvest Sprouting)
Hasat öncesi yağış ve nem koşulları bazı buğday tarlalarında erken filizlenmeye (PHS – Pre-Harvest Sprouting) yol açabilir. Bu süreç gluten yapısını şu şekillerde etkiler:
- Alfa-amilaz aktivitesi artışı: Nişasta ve protein matriksinde yıkıma neden olur.
- Protein parçalanması: Glutenin polimer zincirleri kısalır, gluten ağı zayıflar.
- Sediment hacminin düşmesi: Gluten şişme kapasitesi azalır, sedimantasyon değeri düşer.
Bu nedenle erken filizlenmeye maruz kalan buğdaylar ekmeklik kalite açısından düşük sedimantasyon değerine sahip olur.
4. Öğütme Derecesi (Milling Fineness)
Öğütme derecesi, sedimantasyon testinde numunenin çözeltideki davranışını etkiler:
- İnce öğütme: Yüzey alanı artar, protein ve gluten çözeltide daha hızlı ve homojen şişer. Bu, sediment hacminin daha güvenilir ölçülmesini sağlar.
- Kalın öğütme: Protein parçacıkları daha iri kalır, şişme düzensiz olur ve sediment değeri düşebilir.
- Öğütme yöntemi: Laboratuvar değirmenleri partikül boyutunu kontrol ederek sedimantasyon testinde yüksek tekrarlanabilirlik sağlar.
5. Depolama Koşulları
Buğdayın depolanma şekli ve süresi de gluten yapısını ve dolayısıyla sedimantasyon değerini etkiler:
- Nem ve sıcaklık: Yüksek nem ve sıcaklık proteolitik enzimlerin aktivitesini artırır, gluten yapısını zayıflatır.
- Oksidasyon: Uzun süreli depolamada proteinler oksitlenerek disülfit köprüleri oluşturur, bu da gluten ağının esnekliğini ve şişme kapasitesini değiştirir.
- Depolama süresi: 6 ay – 1 yıl arası optimal depolama, gluten kalitesini korurken, uzun süreli uygunsuz depolama sedimantasyon değerini düşürür.
Sedimantasyon Değeri ile Ekmek Hacmi Arasındaki İlişki

Şekil 2. Ekmek hacmi ile sedimantasyon hacmi arasındaki korelasyon
Sedimantasyon analizi ile elde edilen hacim değerleri, ekmeklik kaliteyi tahmin etmekte önemli bir göstergedir. Grafik analizleri iki farklı veri setini karşılaştırdığında, A veri setinde R² = 0.18 olarak bulunmuş ve bu düşük değer, sedimantasyon hacmi ile ekmek hacmi arasında zayıf bir korelasyon olduğunu göstermektedir. Bu durum, ekmek hacmini etkileyen diğer faktörlerin (protein kalitesi, gluten yapısı, nem içeriği, filizlenme gibi) rolünün büyük olduğunu işaret eder.
Buna karşın, B veri setinde R² = 0.53 olarak ölçülmüş ve orta derecede bir korelasyon gözlemlenmiştir. Bu veri setinde, sedimantasyon hacmi ekmek hacmini tahmin etmede daha güvenilir bir parametre olarak öne çıkmaktadır. Ancak yine de tek başına yeterli değildir; laboratuvarlarda genellikle protein, gluten ve enzim analizleri ile birlikte değerlendirilerek ekmeklik kaliteye dair daha doğru sonuçlar elde edilmektedir.
Sedimantasyon değeri ile ekmek hacmi arasında güçlü bir ilişki bulunmaktadır. Gluten yapısı güçlü olan buğdaylar hamurun gaz tutma kapasitesini artırarak daha yüksek hacimli ekmek üretimine olanak sağlar.
Genel olarak gözlemlenen ilişki şu şekildedir:
Sedimantasyon | Gluten Gücü | Ekmek Hacmi |
Düşük | Zayıf | Küçük hacimli ekmek |
Orta | Orta | Normal ekmek hacmi |
Yüksek | Güçlü | Büyük hacimli ekmek |
Tablo 2. Sedimantasyon-Gluten-Ekmek Hacmi İlişkisi
Modern Tahıl Laboratuvarlarında Sedimantasyon Analizi
Günümüzde sedimantasyon testi, buğday ve un kalitesinin hızlı, güvenilir ve tekrarlanabilir şekilde belirlenmesinde kritik bir laboratuvar yöntemidir. Özellikle gluten kalitesi ve ekmeklik potansiyeli hakkında doğrudan bilgi sağlar.

Şekil 3. Bastak Sedimentation 3100
Bastak Sedimentation 3100
Bastak Instruments tarafından geliştirilen Sedimentation 3100 Cihazı, 7000 m² kapalı alana sahip Bastak fabrikasında son teknoloji makine parkuru ile üretilmiştir. Cihaz, ticari un, buğday unu, tam buğday unu, durum buğday unu, bulgur, vital gluten, şehriye ve irmikten elde edilen numunelerin makarnalık ve ekmeklik kalitesi ile süne (böcek) tahribatını uluslararası standartlarda belirlemek için kullanılır.
Öne çıkan avantajları:
- ICC dünya standardı olan 40 rpm devri ve 30° çalışma açısı
- Aynı anda 6 numunenin 15 dakika içinde ölçümü
- Fizikokimyasal yöntemle normal ve modifiye sedimantasyon testi
- LCD ekran üzerinden çalışma devri, ortam sıcaklığı ve kalan test süresi takibi
- 13 fonksiyon tuşu ve 6 test zaman ayarı
- Otomatik durma ve görsel/sesli uyarı sistemi
- CE ve ISO standartlarına uygun tasarım
- Ergonomik tasarım ve yüksek tekrarlanabilirlik
Gluten kalitesi yüksekse, un partikülleri daha fazla şişer ve sedimentasyon değeri yükselir. Gecikmeli (modifiye) test ile ise proteaz enzim aktivitesi ve süne tahribatı kontrol edilir.
Sedimantasyon 3100 cihazı sayesinde, laboratuvarlar gluten miktarı ve kalitesini uluslararası standartlarda güvenilir şekilde ölçebilir, ekmeklik ve makarnalık kalite analizinde yüksek doğruluk sağlar.
SONUÇ
Sedimantasyon analizi, buğday ve un kalitesinin hızlı ve güvenilir bir göstergesidir. Gluten yapısının gücü ve ekmeklik potansiyeli hakkında bilgi verirken, laboratuvarlarda Bastak Sedimentation 3100 gibi cihazlar sayesinde test sonuçları yüksek doğruluk ve tekrarlanabilirlik ile elde edilir.
Bu nedenle sedimantasyon analizi, hem değirmencilik hem de tahıl ticaretinde kalite kontrolün temel aracı olarak kabul edilmektedir.
NIR Tahıl Analiz Cihazı mı, Geleneksel Yöntemler mi? Un Değirmeniniz İçin Hangisi Doğru?
Dünya nüfusunun sürekli artışı, gıda güvenliği ve sürdürülebilir üretim süreçlerini kritik bir noktaya taşımıştır. Tarladan sofraya uzanan bu uzun ve karmaşık süreçte, ürünün hammaddeden son ürüne kadar doğru şekilde izlenebilmesi için hassas bir tahıl kalite kontrol mekanizmasının kurulması, sistemin sağlam temeller üzerine inşa edilmesi açısından temel bir gerekliliktir.
1. NIR Analizi Nedir ve Neden Önemlidir?
Tahıl sektörü; zaman alıcı, yoğun malzeme kullanımı gerektiren, yüksek miktarda kimyasal tüketimine neden olan, zamanla stabilitesi bozulan ve insan hatasına açık olan Kjeldahl ve Soxhlet gibi geleneksel yöntemlerden uzaklaşmaktadır. Bu yöntemler yoğun iş gücü gerektirir, insan ve çevre sağlığı açısından risk taşır ve uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.
Günümüzde tahıl sektöründeki birçok saygın şirket, Yakın Kızılötesi Yansıma (NIR) spektroskopisine dayalı yeni nesil teknolojilere geçiş yapmaktadır.

Şekil 2. Elektromanyetik spektrumda görünür ışık ve yakın kızılötesi (NIR) bölgelerinin gösterimi. NIR bölgesi 750–2500 nm aralığında tanımlanmaktadır (NIRLAB).
Geleneksel gluten analiz yöntemleri arasındaki farklılıklar yalnızca üreticilere önemli ekonomik yükler getirmekle kalmaz, aynı zamanda üretim süreçlerinde geri dönüşü zor veya imkânsız sorunlara yol açabilecek sonuç sapmalarına da neden olur. Bu noktada BASTAK 9000 NIR cihazı, sapmaları minimum seviyeye indirerek buğdayın fonksiyonelliğini yüksek doğrulukla tahmin edebilmektedir.
Günümüzün rekabetçi gıda ve tarım sektöründe yalnızca yüksek üretim kapasitesine sahip olmak yeterli değildir; üreticilerin aynı zamanda ürün kalitesini kısa sürede kanıtlaması gerekmektedir. BASTAK DA (Diode Array) 9000, uzun, karmaşık ve hataya açık laboratuvar süreçlerini; standartlaştırılmış ölçüm prensipleri ve 13 inç LCD dokunmatik ekranı sayesinde hızlı, kullanıcı dostu ve yüksek hassasiyetli bir analiz yöntemine dönüştürmektedir.
2. Eski Alışkanlıklar vs. NIR: Hangisi Sizi İleriye Taşır?
2.1 Ekonomik Kayıplar, Cezalar ve Bekleme Süreleri
Modern un endüstrisinde sürdürülebilir kârlılığın en önemli şartlarından biri kaliteyi korumaktır. Kalitedeki küçük değişimler bile tonlarca hatalı ürünün ortaya çıkmasına neden olabilir.
Standart 25–30 tonluk bir kamyonda gerçekleşen tek bir hatalı sevkiyat, 15.000 ila 25.000 dolar arasında ekonomik kayıplara yol açabilir. Özellikle yüksek hacimli üretimde zamanın verimli yönetilmesi büyük önem taşır. Lojistik süreçlerde hızlı ve güvenilir test cihazlarına ihtiyaç vardır.
Kjeldahl, etüv (fırın) ve manuel gluten yıkama gibi geleneksel yöntemler doğru sonuçlar verse de uzun süreler gerektirir:
- Kjeldahl yöntemi: Numune başına 2–4 saat
- Etüv (rutubet analizi): 1–2 saat + soğutma süresi
- Manuel gluten yıkama: 45–60 dakika
- Zeleny sedimentasyon testi: çalkalama ve uzun çökelme süreleri gerektirir
Bu gecikmeler laboratuvar iş akışını yavaşlatır ve maliyetleri artırır. Analiz sonuçlarını bekleyen kamyonlar demoraj maliyetlerine neden olur ve gecikmeler, özellikle konteyner bekleme maliyetlerinin yüksek olduğu deniz taşımacılığında cezalarla sonuçlanabilir.
BASTAK 9000 NIR cihazı, 30 saniye içinde sonuç vererek nem, protein, kül, gluten ve Zeleny sedimentasyon gibi kritik parametreleri hızlı ve doğru bir şekilde sağlar. Bu da gerçek zamanlı karar alma ve operasyonel maliyetlerin optimize edilmesini mümkün kılar.
Bilimsel çalışmalar, 750–2500 nm dalga boyu aralığında çalışan NIR sistemlerinin gelişmiş algoritmalarla birleştiğinde tahıl kalitesini tahmin etmede yüksek doğruluk sağladığını göstermektedir.
Bastak NIR DA 9000 cihazının performansını değerlendirmek amacıyla yapılan karşılaştırmalı analizlerde, geleneksel (ıslak kimya) yöntemler referans olarak kullanılmıştır:
- Protein: Bastak Kjeldahl Sistemi
- Gluten: Bastak 6000 ve 6100 (Gluten Cheq)
- Nem: Bastak Etüv
Sonuçlar, minimum sapma ve yüksek tekrarlanabilirlik göstermiş, korelasyon katsayısı %99 olarak bulunmuştur.
Kör Üretim, Kâr Kayıpları ve Enerji Verimsizliği
En büyük hatalardan biri, makinelerin eski analiz sonuçlarına veya operatör deneyimine göre ayarlanmasıdır. Buğdayın sertliği ve nemi değişkenlik gösterir ve hassas ayarlar gerektirir.
Yanlış ayarlar şu sonuçlara yol açabilir:
- Aşırı basınç → kepeğin una karışması → kül artışı → kalite düşüşü
- Yetersiz öğütme → tekrar işleme → 2 kata kadar enerji tüketimi
- Aşırı ısınma → protein denatürasyonu → düşük fırın performansı
- Artan aşınma → makine ömrünün kısalması → yüksek bakım maliyetleri
Gerçek zamanlı veri olmadan, küçük bir hata bile (örneğin %0,5 protein farkı) doğrudan kâr marjını düşürür.
İş Gücü ve Kimyasal Maliyetler
Geleneksel yöntemler uzman iş gücü, dikkat ve deneyim gerektirir. Tartım, titrasyon ve süreç yönetimindeki insan hataları doğruluğu etkiler.
Karşılaşılan zorluklar:
- Eğitimli kimyager/laborant ihtiyacı
- Yeni personel için uzun eğitim süreleri
- Günlük sınırlı numune kapasitesi
- Numune hacmi arttıkça personel ihtiyacının artması
Buna karşılık, Bastak NIR DA 9000 operatör kaynaklı hataları ortadan kaldırır ve saniyeler içinde yüksek tekrarlanabilirlikte sonuçlar sunar.
Geleneksel yöntemler ayrıca kimyasallara büyük ölçüde bağımlıdır:
- Yüksek kimyasal maliyetleri (örn. Kjeldahl reaktifleri)
- Tehlikeli madde depolama gereksinimleri
- Lisanslı firmalarla bertaraf zorunluluğu
- Ek maliyetler (filtre, cam malzeme, temizlik)
Ayrıca şu ekipmanlar nedeniyle yüksek enerji tüketir:
- Kül fırınları (500–900 °C)
- Kurutma etüvleri
- Distilasyon üniteleri
Bastak NIR sistemi yalnızca analiz sırasında enerji tüketir ve kimyasal kullanımını ortadan kaldırarak operasyonel riskleri ve maliyetleri önemli ölçüde azaltır.
3. BASTAK DA 9000 NIR Cihazının Kullanım Alanları
Akademik Araştırmalar ve AR-GE:
Yüksek doğrulukta ve tekrarlanabilir veriler sağlayarak araştırma projelerinde hammaddelerin daha hızlı ve güvenilir şekilde karakterize edilmesini mümkün kılar.
Lisanslı Depolar:
Ürün kabulünde zaman kritik bir faktördür. Cihaz, protein ve nem değerlerini hızlıca belirleyerek doğru silo yönlendirmesini sağlar ve kayıpları önler.
Un ve Makarna Endüstrisi:
Son ürün kalitesinin korunması için stabil hammaddeler gereklidir. Cihaz, irmik kalitesi ve gluten seviyelerinin gerçek zamanlı izlenmesini sağlayarak tutarlı üretim sunar.
Pastacılık ve Fırıncılık Endüstrisi:
Bastak NIR DA 9000; ekmek, kek, bisküvi ve kruvasan gibi tüm un bazlı sektörlerde kullanılabilir. Ölçtüğü parametreler:
- Yağ absorpsiyonu (bisküviler için kritik)
- Nem dengesi (kek yapısını etkiler)
- Gluten kalitesi (kruvasanlarda elastikiyet için önemlidir)
BASTAK 9000 NIR ile Protein Analizi Nasıl Yapılır?
Giriş
Protein analizi, tahıllar, un ve tahıl bazlı ürünlerde en kritik kalite parametrelerinden biridir; çünkü protein içeriği besin değerini, işleme davranışını ve nihai ürün kalitesini doğrudan etkiler. Geleneksel protein tayin yöntemleri güvenilir olmakla birlikte genellikle zaman alıcıdır, yoğun iş gücü gerektirir ve kimyasal reaktif kullanımını zorunlu kılar. Hızlı, doğru ve çevre dostu analiz tekniklerine olan artan talebe yanıt olarak, Yakın Kızılötesi (NIR) spektroskopisi gıda kalite kontrol laboratuvarlarında yaygın olarak kabul gören bir alternatif haline gelmiştir.
BASTAK Instruments 9000 NIR Analiz Cihazı, hammadde kabulünden nihai ürün kontrolüne kadar buğday ve un numunelerinde protein ve diğer kalite parametrelerinin hızlı tayini için dünya genelindeki önde gelen kalite kontrol laboratuvarlarında yaygın olarak kullanılmaktadır.
NIR Spektroskopisinin Çalışma Prensibi
Yakın Kızılötesi (NIR) spektroskopisi, 780–2500 nm (4000–13.000 cm⁻¹) dalga boyu aralığındaki elektromanyetik radyasyonun soğurulmasına dayanır. NIR radyasyonu bir numune ile etkileşime girdiğinde, belirli kimyasal bağlar enerjiyi soğurur ve titreşimsel geçişlere uğrar.
Organik moleküllerde NIR soğurma bantları, temel moleküler bağlar olan –CH, –NH ve –OH’nin overtone (üst harmonik) ve kombinasyon titreşimlerinden kaynaklanır. Bu bantlar çoğunlukla üst üste biner ve numunenin genel kimyasal bileşimini yansıtan karmaşık spektrumlar oluşturur. Çok değişkenli kalibrasyon modelleri kullanılarak bu spektral desenler protein içeriği gibi referans kimyasal değerlerle ilişkilendirilebilir.
Spektroskopik analiz genel olarak moleküler dönme, titreşim ve elektronik uyarılma sonucu soğurulan veya yayılan elektromanyetik radyasyonun ölçülmesi ve yorumlanmasına dayanır. Gıda analizinde kullanılan spektroskopik teknikler arasında kızılötesi spektroskopi ve özellikle NIR spektroskopisi; hızı, tahribatsız olması ve minimum numune hazırlığı gerektirmesi nedeniyle öne çıkmaktadır.

BASTAK 9000 NIR Teknolojisi
BASTAK 9000 NIR cihazları, gelişmiş yakın kızılötesi (NIR) dönüşüm prensiplerine göre çalışır ve rutin kalite kontrol uygulamaları için tasarlanmıştır. BASTAK’ın üstün ve dayanıklı NIR teknolojisi sayesinde DA 9000, birden fazla kalite parametresinin saniyeler içinde eş zamanlı ve hızlı ölçümünü mümkün kılar.
Bu sistem kullanılarak kırmızı ekmeklik buğday, beyaz ekmeklik buğday, makarnalık buğday ve un numunelerinde aşağıdaki parametreler belirlenebilir:
Protein içeriği
Gluten içeriği
Nem oranı
Kül oranı
Zeleny sedimantasyon değeri
9000 NIR, kimyasal veya reaktif kullanmadan güvenilir sonuçlar sunar ve bu özelliğiyle yüksek numune kapasiteli endüstriyel laboratuvarlar için çevre dostu (“yeşil”) bir analiz çözümüdür.
Protein ve Gluten Tayini: Referans Metotlar
Kalibrasyon ve doğrulama amacıyla geleneksel referans metotlar kullanılmaktadır. Toplam protein içeriği genellikle ISO 20483:2006 standardına uygun Kjeldahl yöntemi ile belirlenir. Bu yöntem, toplam azotu ölçerek bir dönüşüm faktörü yardımıyla protein miktarını hesaplar. Gluten kalitesi ise geleneksel olarak standart mekanik yöntemlerle yaş gluten tayini (ISO, 2006) ile değerlendirilir.

Buğday Ununda Protein Analizinin Önemi
Buğday unu, ekmek, kek, bisküvi, kraker, makarna ve erişte dahil olmak üzere çok çeşitli gıda ürünlerinde temel bir bileşendir. Un kalitesi genellikle toplam protein, gluten kalitesi, amiloz ve amilopektin içeriği gibi parametrelerle karakterize edilir. Bunlar arasında toplam protein ve yaş gluten içeriği, hamur reolojisinin, işleme uygunluğunun ve nihai ürün performansının belirlenmesinde belirleyici rol oynar.
Bu parametrelerin doğru ve hızlı belirlenmesi, üreticilerin:
Belirli ürün formülasyonları için uygun unu seçmesini
İşleme koşullarını optimize etmesini
Tutarlı ürün kalitesini sağlamasını
mümkün kılar.
Geleneksel yöntemlerin sınırlamaları göz önüne alındığında, BASTAK 9000 NIR gibi cihazlarla uygulanan NIR spektroskopisi, modern un ve tahıl analiz laboratuvarları için pratik ve verimli bir çözüm sunar.
NIR tabanlı protein analizi birçok avantaj sağlar:
Hızlı analiz (saniyeler içinde sonuç)
Kimyasal reaktif gerektirmez
Minimal veya hiç numune hazırlığı gerekmez
Tahribatsız ölçüm
Azaltılmış işletme maliyetleri ve çevresel etki
Araştırmalar, NIR spektroskopisinin referans yöntemlerle uygun şekilde kalibre edildiğinde güvenilir protein tahminleri sağladığını göstermiştir ve bu nedenle rutin kalite kontrol uygulamaları için uygundur.
Buğday Ununda Hasarlı Nişasta İçeriği ve Hamur Reolojisi
Nişasta granülleri, buğday endosperminde protein ağları arasında düzenli ve sağlam bir yapı sergiler. Ancak, öğütme işlemi sırasında uygulanan mekanik kuvvetler, granüllerin yapısının tamamen veya kısmen bozulmasına neden olur. Bu süreç sonucunda elde edilen un, farklı oranlarda zedelenmiş ve zedelenmemiş nişasta granüllerini içerir.
Zedelenmiş nişasta oranı, öğütme sisteminin özellikleri ve vals ayarlarına bağlı olarak değişir. Özellikle yüksek hız ve basınç uygulanan öğütme işlemlerinde granüllerin kırılgan yapısı daha fazla zarar görerek zedelenmiş nişasta oranını artırır. Bu durum, unun su emme kapasitesi ve hamur davranışı üzerinde belirgin bir etkiye sahiptir ve ekmek yapımı gibi süreçlerde unun performansını doğrudan etkiler. Zedelenmiş nişasta, ayrıca, enzimatik tepkimeleri hızlandırarak unun glisemik özelliklerini de değiştirebilir, bu da fonksiyonel gıda üretiminde önemli bir parametre olarak dikkate alınır.
Alanında ilk ve tek Arge Merkezi olan Bastak Instruments’da; Dünya’nın farklı yerlerinden yerli, orta sert "Sample-01, Sample-02, Sample-03, Sample-04 ve Sample-05" olmak üzere 5 farklı ekmeklik buğday (Triticum aestivum L.) kullanılarak Bastak 4500 çift pasajlı laboratuvar değirmeni ile farklı vals aralıklarında öğütülmesi sonucu elde edilen unlarda zedelenmiş nişasta miktarları incelenmiştir.
Buğday Örnekleri; ilk 3’ü kırma, son 2 ‘si inceltme valsli olmak üzere toplam 5 valsli laboratuvar değirmeni Bastak 4500 ile öğütülerek una işlenmişlerdir.Kırma ve redüksiyon sistemlerinden elde edilen un örnekleri başlangıçta öğütülen temizlenmiş ve tavlanmış buğday miktarına oranlanarak un randımanı % olarak hesaplanmıştır.
80 Ülkede Bipea Ring Testlerine tabii tutulan; Confirmity England Bastak Hektolitre 7000 cihazı ile Hektolitre ağırlığı (kg), yüksek hassasiyete sahip altın kaplı sensörler ile ölçüm gerçekleştiren Bastak Rutubet Ölçer 16000 cihazı ile Nem Miktarı (%) ve Bastak Protein Analiz Cihazı ile Protein Miktarı (%) değerleri analiz edilmiştir.

Tablo: Kullanılan 5 Farklı Buğday Örneğinin Fiziksel ve Kimyasal Özelliklerine İlişkin Ortalama Veriler ve farklı vals topları ile öğütme sonucu elde edilen un verimleri

Şekil: Farklı Buğday Örneklerinin farklı vals aralıklarında öğütülmesi sonucu elde edilen zedelenmiş nişasta miktarları
Unun ekmeklik kalitesini belirlemek amacıyla hamur analizleri gerçekleştirilerek, zedelenmiş nişasta miktarının hamur kalitesi üzerindeki incelenmiştir.
Uygun hamur kıvamı ve kaliteli ekmek üretimi için, unun zedelenmiş nişasta miktarının dengeli bir seviyede olması önemlidir. Aşırı derecede zedelenmiş nişasta içeren unlar, yüksek su emme kapasitesine sahip olduklarından hamurun absorpsiyonunu artırır ve bu durum, yoğurma sürecinde hamurun homojenliğini bozarak elastikiyetini azaltır. Bu tür unlar, genellikle daha fazla su emdiği için hamurda aşırı yumuşamaya neden olur ve yeterli gluten oluşumu sağlanamaz. Sonuç olarak, hamurun gaz tutma kapasitesi düşer; fermantasyon sırasında üretilen gazların tutulamaması nedeniyle ekmek hacmi azalır ve iç dokusu sıkışık bir yapıya bürünür.
Bu dengesizlik, pişirme süreci boyunca ekmeğin dış yüzeyinin düzgün gelişmesini de olumsuz etkileyerek kabuk yapısını bozabilir. Araştırmalara göre, optimal seviyelerde zedelenmiş nişasta içeren unların kullanılması, hamur gelişimini ve fermantasyonu destekleyerek ekmek hacmini artırır ve ürünün iç yapısında gözenekli, homojen bir dokunun oluşmasını sağlar. Bu seviyenin üzerindeki zedelenmiş nişasta oranı ise glutenin su çekmesini sınırlandırır ve gazların dağılımını zorlaştırır. Sonuç olarak, fazla yüzey alanı nedeniyle yeterli gluten ağı oluşamayan hamurda gaz tutma yeteneği azalır, ekmeğin hacmi küçülür ve iç dokusu yoğunlaşır. Bu durum ekmek kalitesini düşürdüğü için, kullanılan unun zedelenmiş nişasta miktarının belirli bir seviyede tutulması, özellikle ekmek üretiminde kritik bir parametre olarak değerlendirilir.
Sağlam nişasta granülleri ağırlıklarının yaklaşık olarak 0,33 katı kadar su absorbe etme özelliğine sahipken, zedelenmiş nişasta granülleri kendi ağırlıkları kadar su absorbe ederler. Bu sebeple unun ekmeklik kalitesinin belirlenmesinde zedelenmiş nişasta miktarının etkileri için son teknolojiye sahip Bastak Absograph 500 ve Resistograph 500 hamur reolojisi cihazında hamur analizleri gerçekleştirilmiştir.
Bastak SD Cheq 15000 Zedelenmiş nişasta cihazı ile belirlenen, farklı miktarlarda zedelenmiş nişasta miktarı içeren unlar ile hamur reoloji cihazı kullanılarak hamur analizleri ve hamurun su alma kapasitesi/stabilitesi incelenmiştir. 300 g un numunesi kullanılarak, 5 ve 20 dakika boyunca karıştırma işlemine tabii tutularak Absograph 500 cihazında hamur numuneleri hazırlanmıştır.
Bastak Marka Resistograph 500 cihazı ile hamurun reolojik özelliklerini anlamaya yetecek uzunlukta test süreleri olan 45 ,90 ve 135. Dakikalarda, aşağıdan yukarıya doğru hareket eden özel raylı hamur esnetme mekanizması kullanılarak yerçekiminin olumsuz etkileri ortadan kaldırılarak yapılan test sonucu uygulanan kuvvet kaydedilerek grafik elde edilmiştir. İdeal özelliklerdeki unlu mamulleri elde etmek amacıyla hamurun elastikiyeti, direnci ve enerjisi, uluslararası standartlara uygun olarak belirlenmiştir.

Şekil: SAMPLE-01 (Vals aralığı:0,5 mm)
UCD: 23,5

Şekil: SAMPLE-02 (Vals Aralığı 0,2 mm)
UCD: 33,3
Fazla miktarda zedelenmiş nişasta içeren un ile hazırlanan hamur numunelerinde; zedelenmiş nişasta miktarının gereğinden fazla artışının yüzey alanını kaplamak için yeterli miktarda gluten bulunmadığından gaz tutma yeteneğini azalttığı, fermantasyon sürecini oldukça olumsuz etkilediği, ekmek içi özelliklerini bozarak ekmek kalitesini etkilediği gözlemlenmiştir.
Gelişmiş Hamur Reolojisi Analizi: Bastak Absograf & Rezistograf 500
Ekmek üretimi, insan beslenmesinde temel bir süreçtir. Un kalitesi, hamur işlenebilirliği, kabarma potansiyeli ve nihai ürünün dokusal özellikleri, ekmek üretiminde kritik parametrelerdir. Bu bağlamda, un ve hamurun reolojik özellikleri, üretim sürecinin farklı aşamalarında kalite kontrolü için yaygın olarak kullanılmaktadır. Ekmek geliştiriciler, hamurun reolojik özelliklerini iyileştirmek, işlenebilirliği artırmak ve nihai ürünün kalitesini yükseltmek için geliştirilen çeşitli bileşenlerdir. Bu katkı maddeleri, un ve hamurun su emme kapasitesi, gelişme süresi, stabilite, uzayabilirlik ve elastikiyet gibi reolojik özelliklerini doğrudan etkileyerek ekmek üretim sürecinin optimizasyonuna katkıda bulunur.
Katkı maddelerinin hamur üzerindeki etkilerinin doğru bir şekilde değerlendirilmesi, ekmek üretiminde istenen sonuçlara ulaşmada kritik bir adımdır. Bu etkileri incelemek için kullanılan reolojik cihazlar, hamurun fiziksel davranışını simüle eder ve katkı maddelerinin hamur yapısını nasıl etkilediğine dair ayrıntılı veriler sağlar. Bastak absograf ve rezistograf, bu tür reolojik analizler için en yaygın kullanılan cihazlardır. Absograph 500, unun su emme kapasitesini, hamur gelişme süresini ve stabilitesini ölçerken, Resistograph 500 hamurun uzayabilirliğini, elastikiyetini ve enerji değerini değerlendirmek için kullanılır. Bu cihazlar, farklı katkı maddelerinin hamur yapısı üzerindeki etkilerinin ayrıntılı olarak incelenmesini sağlar.
Bu çalışmada, çeşitli ekmek katkı maddelerinin hamurun reolojik özellikleri üzerindeki etkileri Bastak Absograph 500 ve Resistograph 500 cihazları kullanılarak değerlendirilmiştir. Özellikle askorbik asit, sodyum stearoil laktilat (SSL) ve Bastak enzim karışımlarının (Purmix C + Armix 5000) hamur yapısı üzerindeki kimyasal ve fiziksel etkileri incelenerek, bu katkı maddelerinin ekmek üretimindeki rolü ortaya konulmuştur.
Deneysel Çalışma
Deneysel çalışma kapsamında, farklı ekmek katkı maddeleri kullanılarak çeşitli un numuneleri üzerinde reolojik analizler gerçekleştirilmiştir. Bu analizlerde, hamurun su emme kapasitesi ve stabilitesi Bastak Absograph 500 kullanılarak, esnekliği ve elastikiyeti ise Bastak Resistograph 500 kullanılarak incelenmiştir. Un numuneleri, her biri farklı bir katkı maddesi içeren üç gruba ayrılmıştır: askorbik asit, sodyum stearoil laktilat (SSL) ve Bastak enzim karışımı (Purmix C + Armix 5000). Herhangi bir katkı maddesi içermeyen un, kontrol grubu olarak kullanılmıştır.
Absograph 500 Deneyleri:
Hamurun su emme kapasitesini, gelişme süresini ve stabilitesini ölçmek için Absograph 500 deneyleri kullanılmıştır. Bu deneyler sırasında, un numuneleri Absograph 500'e eklenmiş ve uluslararası standart 63 rpm hızında karıştırılmıştır. Hamurun su emme oranı, hamur toplarının oluşumu sırasında eklenen su miktarı ile belirlenmiştir. Gelişme süresi ve stabilite, Absograph 500 eğrisinden elde edilen veriler kullanılarak değerlendirilmiştir.
Resistograph 500 Deneyleri:
Hamurun uzayabilirlik, elastikiyet ve enerji değerlerini değerlendirmek için Resistograph 500 deneyleri gerçekleştirildi. Resistograph 500'de hazırlanan hamur topları, yeterli fermantasyon süresi sağlanarak 30°C sabit sıcaklıktaki fermantasyon odalarında 45, 90 ve 135 dakika bekletildi. Daha sonra hamur, yerçekiminin olumsuz etkilerini ortadan kaldıracak şekilde tasarlanmış doğrusal bir kulede 14,5 ± 0,5 mm/s özgül hız kullanılarak gerdirildi ve hamurun elastik davranışı gözlemlendi. Elde edilen veriler, hamurun uzayabilirliğini ve elastikiyetini belirlemek için kullanıldı.
Sonuçlar
Tablo 1, Bastak Absograph 500 cihazı ile elde edilen su absorpsiyon kapasitesi ve stabilite sonuçlarını göstermektedir. Bu sonuçlar, farklı katkı maddelerinin hamurun reolojik özelliklerine olan etkisini net bir şekilde ortaya koymaktadır.
Katkı Maddesi | Su Absorpsiyon (%) | Gelişme Süresi (dk) | Stabilite (dk) |
Kontrol (Katkısız) | 58.4 | 2.6 | 9.3 |
Askorbik Asit | 59.7 | 3.2 | 12.2 |
SSL | 58.8 | 3.1 | 10.8 |
Bastak Enzim Karışımı | 60.4 | 3.8 | 11.5 |
|
|
|
|
Tablo 2 ise, Bastak Resistograph 500 cihazı ile elde edilen uzama kabiliyeti ve elastikiyet sonuçlarını göstermektedir. Buradaki veriler, katkı maddelerinin hamurun elastik özelliklerine etkisini değerlendirmede önemli bir referans sunmaktadır.
Katkı Maddesi | Uzama Kabiliyeti (cm) | Direnç (RU) | Enerji (cm²) |
Kontrol (Katkısız) | 14.1 | 440 | 78.0 |
Askorbik Asit | 13.7 | 465 | 82.5 |
SSL | 15.0 | 460 | 85.0 |
Bastak Enzim Karışımı | 15.3 | 470 | 86.7 |
Deneyler sonucunda elde edilen veriler, ekmek katkı maddelerinin hamurun reolojik özellikleri üzerindeki etkilerini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Bastak Absograph 500 ile yapılan ölçümler, askorbik asit, SSL ve enzim karışımının hamurun su absorpsiyon kapasitesi ve stabilitesi üzerindeki etkilerini göstermektedir. Askorbik asit, oksidasyon ajanı olarak unun protein yapısını stabilize ederken, hamurun elastikiyetini artırmış ve gelişme süresini uzatmıştır. SSL, hamurun stabilitesini ve uzama kabiliyetini artırarak daha güçlü ve işlenebilir bir hamur yapısı oluşturmuştur. Bastak Enzim karışımları (Purmix C + Armix 5000) ise, hamurun su absorpsiyon kapasitesini artırmış, proteolitik aktiviteleri sayesinde hamurun yumuşaklığını, direncini , enrjisini ve uzama kabiliyetini geliştirmiştir.
Bastak Brand Absograph 500 and Resistograph 500 devices offer the user a unique analysis experience in determining dough rheological properties by eliminating the need for a computer and screen with their high repeatability, high accuracy, ease of use, remote software update, ergonomic design and 14.6-inch touch screen.
Beslenme Düellosu: Kinoa mı Bulgur mu?
Beslenme Düellosu: Kinoa mı Bulgur mu?
Günümüzde sağlıklı beslenmeye ve çeşitli gıda alternatiflerine olan ilgi artıyor. Bu bağlamda, son yıllarda popülarite kazanan kinoa, sağlıklı yaşam meraklıları arasında yaygınlaştı. Peki, kinoa gerçekten bulgura bir alternatif olarak değerlendirilebilir mi? Hangisi daha sağlıklı? Bu iki gıdayı detaylıca karşılaştırarak değerlendireceğiz.
Kinoa, Güney Amerika kökenli olup binlerce yıldır tüketilen bir gıdadır. İnka İmparatorluğu'nun temel besinlerinden biri olan kinoa, aslında bir tahıl değildir. Chenopodiaceae familyasından geniş yapraklı bir bitkinin tohumlarıdır. Besin içeriği tahıllara benzediği için yalancı tahıl olarak sınıflandırılır. Kinoa, iklim koşullarına dayanıklılığı ve yüksek besin değeri ile dikkat çeker. Bu nedenle, 2013 yılı Birleşmiş Milletler tarafından Uluslararası Kinoa Yılı ilan edilmiştir.
Bulgur ise, tam buğday tanelerinin haşlanma, kurutulma, kırılma ve öğütülme aşamalarından geçmesi sonucu elde edilen yarı pişmiş bir gıdadır. Mutfaklarımızda uzun yıllardır yer alan bulgur, hem besleyici hem de ekonomik bir gıdadır.
Kinoa ve bulgurun besinsel özelliklerini karşılaştıracak olursak:
Kinoa ve bulgurun kalori içeriği benzerdir; ancak bulgurun kalori içeriği daha düşüktür. Bir küçük kase pişmiş kinoa 222 kalori içerirken, aynı miktardaki bulgur 122 kalori içerir. Kinoanın protein içeriği bulgurdan daha yüksektir.Kinoa ve bulgur gibi tahıllardaki protein, nem ve yağ seviyelerini doğru bir şekilde ölçmek için laboratuvarlar genellikle gelişmiş yöntemler kullanır. NIR analyzers. Kinoa, özellikle vegan ve vejetaryenler için yüksek protein ve kaliteli amino asit içeriği ile önemli bir gıda kaynağıdır.
Kinoanın yağ içeriği bulgurdan daha yüksektir. 100 gram bulgur 2 gram yağ içerirken, aynı miktar kinoa 6.7 gram yağ içerir. Kinoa özellikle linoleik ve linolenik doymamış yağ asitleri bakımından zengindir. Lif içeriği açısından kinoa, karabuğday haricindeki diğer tahıllardan daha yüksek lif içeriğine sahiptir. Kinoa, diyet lifi açısından zengin olduğu için sindirim sistemini destekler ve kan şekeri yönetimine katkıda bulunur. Bulgur, kinoadan daha düşük lif içeriğine sahiptir, ancak yine de günlük lif alımınıza katkıda bulunur.
Kinoa, A vitamininin bir türevi olan karoten, E vitamini ve B grubu vitaminler açısından zengindir. Ayrıca demir, magnezyum, potasyum ve çinko mineralleri açısından da birçok tahıldan üstündür. Bulgur ise özellikle niasin, tiamin ve riboflavin gibi B vitaminleri açısından zengindir. Niasin sinir ve sindirim sistemleri için önemlidir ve bulgur bu vitaminin zengin bir kaynağıdır.
Kinoa ve bulgurun glisemik indeks ve tokluk sürelerini değerlendirecek olursak; Kinoa ve bulgurun glisemik indeksleri düşüktür. Bu özellikleri sayesinde kan şekerinde ani yükselmelere neden olmaz ve uzun süre tok tutarlar. Ancak, kinoa pişerken bulgur kadar su çekmez, bu nedenle bulgur tüketildiğinde tokluk hissi daha uzun sürebilir NILELITRE 7500 Tahılların pişirilmesinde, depolama stabilitesinde ve genel kalitesinde önemli bir rol oynar.
Kinoa gluten içermez ve bu nedenle çölyak hastaları ve gluten hassasiyeti olan kişiler için ideal bir gıdadır. Bulgur gluten içerir ve bu nedenle çölyak hastaları tarafından tüketilmemelidir.
Kinoa yüksek miktarda fitik asit ve oksalat içerir. Fitik asit demir ve çinko gibi minerallerin emilimini azaltırken, oksalatlar böbrek taşı oluşumuna yatkın kişilerde sorunlara neden olabilir. Bu nedenle, kinoayı tüketmeden önce suda bekletmek, fitik asit miktarını azaltmak için etkili bir yöntemdir.
Kinoa mutfaklarda yeni yeni yer almaya başlamakta olup bulgurun kullanıldığı her yemekte kullanılabilir. Kabukları çıkarıldıktan sonra pilav, kısır, dolma gibi yemeklerde kullanılabilir. Ayrıca kinoa unu ile makarna, krep, ekmek, bisküvi, kek ve kraker yapılabilir. Kinoa ve bulgur gibi tahıllar işlenmeden önce iyice temizlenmelidir. SAMPLER CLEANER 13500 Toz ve yab impurities maddeleri uzaklaştırmak için. Doğru besin değerleri testi için tahıl örnekleri genellikle CRUSHING MILL 1600 Bulgur üretimi de buğdayla başlar. ROLLER MILL 4000 ve kontrollü işleme.
Kinoa ve bulgur her ikisi de besleyici ve sağlıklı seçeneklerdir. Her iki gıda da protein, vitamin, mineral ve diyet lifi açısından zengin olup dengeli bir şekilde tüketildiğinde sağlıklı bir beslenmenin parçası olabilir. Diyetinizin vitamin, mineral ve diyet lifi içeriğini artırmak için beyaz pirinç yerine ara sıra bulgur veya kinoa tercih edebilirsiniz. Özellikle gluten hassasiyeti olan kişiler için kinoa, bulgura mükemmel bir alternatiftir.
Örneğin, kabak dolması yaparken bulgur veya pirinç yerine kinoa kullanarak daha fazla lif, sağlıklı yağ asitleri ve demir minerali alabilirsiniz. Dolmalarınızı, pilavlarınızı ve sarmalarınızı kinoa veya bulgurla denemeye ne dersiniz?
Tahıl Ürünlerinde Mikrobiyolojik Analizler ve Gıda Güvenliği Kontrolü
Tahıl Ürünlerinde Mikrobiyolojik Analizler: Gıda Güvenliği ve Kalite Kontrolünde Önemli Adımlar
Tahıl türleri, buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç ve mısır gibi ürünleri içeren önemli bir gıda kategorisidir. Tahıllar, ekiliş, üretim ve kullanım alanlarının genişliği açısından kültür bitkileri arasında önde gelen bir konumdadır. Dünya nüfusunun yaklaşık 7 milyarlık bir kısmı, günlük enerji ihtiyaçlarının yaklaşık %50'sini doğrudan tahıllardan karşılamaktadır. Buğday gibi birçok ülkenin temel besin kaynağı olan tahıllar, genellikle ekmek gibi çeşitli unlu mamuller olarak tüketilmektedir.
Buğday ve buğday ununun insan sağlığı ve beslenmesi açısından büyük bir önemi vardır ve bu nedenle hijyenik koşullarda güvenli bir şekilde üretilmelidir.
Hasat edilmiş hububat tanelerinin dış yüzeyinde toprak, böcek veya diğer çevresel etkenlerden kaynaklanan kontaminasyonlar sebebiyle bazı mikroorganizmalar bulunur. Yeni hasat edilmiş hububatın, gramında birkaç binden milyona kadar varan sayılarda bakteri ve sıfırdan yüzbinlere ulaşan sayıda küf sporları bulunabilir.
Hububat ve ürünlerinde mikrobiyal kaynaklı bozulmalar, özellikle küf bozulmaları, önemli ekonomik kayıplara neden olabilir. Tahminlere göre, depolama sırasında böceklenme veya küflenme gibi nedenlerle bozulduğu düşünülen hububat tanelerinin yaklaşık %20'si zarar görmektedir. Bu oran, gelişmemiş ülkelerde daha da yüksek olabilir.
Tahıl tanelerinin yüzeylerinin hafifçe nemli olması ve oksijenin bulunması, küflerin çoğalmasını kolaylaştırır. Bu küfler genellikle tarla ve depo küfleri olarak sınıflandırılır. Tarla küfleri genellikle toprak, su ve enfekte olmuş bitkiler gibi kaynaklardan bulaşırlar ve genellikle tahıl tanelerini hasat öncesi tarlada enfekte ederler. Depo küfleri ise hasat sonrası kurutma veya depolama aşamalarında tahıl tanelerine bulaşabilirler. Bu küflerin gelişebilmeleri için tarla küflerine kıyasla daha düşük su aktivitesi seviyeleri yeterlidir.
Tahılların ve kuru baklagillerin, küflü, böcekli veya kırık taneler içermemesi ve içlerinde toz, toprak ve taş gibi yabancı maddeler bulundurmaması gerekir. Bu ürünler, kuru, serin, karanlık ve havadar yerlerde, genellikle 5-10°C sıcaklıkta ve %60 bağıl nem seviyesinde muhafaza edilmelidir.
HUBUBATLARDA MİKROBİYOLOJİK ANALİZLER
Hububat örneklerinde en sık rastlanılan bakteriler Micrococcus, Lactobacillus, Pseudomanos , Bacillus dur. En sık rastlanan küfler ise Penicilium, Aspergillus, Fusarium, Alternaria, Cladosporium, Mucor, Monilia, Rhizopus’tur.
Hububat Ürünlerinde Mikrobiyoloji hammadde ve un örneklerinde; Toplam Aerobik Mezofilik Bakteri (TAMB ), Koliform Bakteri , Küf, Rope Sporu ve Sayısı analizleri rutin olarak gerçekleştirilmektedir.
Dünya gıda sanayii bilimsel ve teknolojik ilerlemeler ile büyük bir hız kazanmıştır. Gıda bilimlerindeki ve teknolojisindeki hızlı gelişme; gıda endüstrisindeki rasyonelleşme, depolama ve nakliye sorunları bu alanlarda gerçekleştirilen yanlış uygulamalar gıda kalitesi ve kontrolünün önemini gün geçtikçe arttırmıştır.
Çeyrek asırdır üstün teknolojik özelliklerle 5 Yıldızlı Arge ve İnovasyon Üssünde hizmet veren Bastak Instruments, Dünya’nın kullanımına sunduğu ICC Standart No.189 ve 192 ile gıda güvenliği ve güvencesi için çalışmalarına hız kesmeden devam etmektedir.
Üretimini gerçekleştirdiği 72 çeşit gıda, un, tahıl, tohum, yağlı tohum, baklagil ve yem kalite kontrol cihazları ile A-Z’ye laboratuvar çözümü sunduğu alanlardan biride mikrobiyoloji laboratuvarlarıdır.
Eşsiz ölçüm yetenekleri ve hassasiyetleri ile, Bastak Marka Kuru Hava Sterilizatörü, İnkübatör, Biyoekim Kabini, pH metre, dondurucu, soğutucu, su banyosu ve homojenizatör vb. birçok mikrobiyoloji laboratuvarı ekipmanının yanı sıra cam malzemeler arasında petri kutuları, pipetler, ölçü silindirleri, balonlar, tüpler, erlenmeyerler, drigalski spatülleri, beherler ve şişeler yer alır. Metal malzemeler arasında spatüller, aşı özesi ve iğnesi bulunurken, diğer malzemeler arasında bunzen bekleri, tüp sporları ve sepetleri, temizlik ve dezenfeksiyon malzemeleri, dehidre besiyerleri, koloni sayaçları, teraziler, çeşitli boya ve çözelti kapları ile çeşitli termometreler ve monometreler bulunmaktadır.
Bastak Instruments, uluslararası standartlara uygun olarak ürettiği cihazlarla, dünya genelinde birçok laboratuvarın güvenilirlik ve doğruluk standartlarını karşılamasına yardımcı olur. ICC standart metodlarına dayanan cihazlar, gıda üreticileri ve kontrol laboratuvarları için kılavuz niteliğindedir ve uluslararası ticarette kabul gören bir standart olarak hizmet verir.
Pizzanın Tadını Dünya Pizza Günü'nde Çıkar
Lezzet Şölenine Katıl!
Çıtır maya hamuru ile hazırlanan ve fırında pişirilen pizza, eski zamanlarda genellikle domates sosu, mozzarella peyniri ve çeşitli malzemelerle kaplanırdı. Ancak günümüzde, pizza yaratıcılıkta sınırları zorlayan bir platform haline gelmiş durumda. Artık çeşitli tuzlu malzemelerle kaplanabilir; aralarında soslar, etler, sebzeler ve peynirler gibi farklı seçenekler bulunabilir.
Görüldüğü gibi, birçok kişi pizza tercih ettiğinde düşük besin değeri bir yiyecek olarak algılayabilir. Ancak yayınlanan veriler, genellikle tam tersinin doğru olduğunu gösteriyor. Aslında, çoğu pizza oldukça yüksek besin değerine sahiptir. İyi bir protein kaynağı olarak ön plana çıkan pizza, kompleks karbonhidratlar, vitaminler ve mineraller açısından da zengin bir içeriğe sahiptir.
Pizza Hamurunda Kalite Kontrol !
Pizza endüstrisi, dünya genelinde oldukça büyük bir sektördür ve bu nedenle ülkeden ülkeye değişen birçok üst malzemesi vardır. Pizza, genellikle ekmek hamurundan yapılmış düz bir tarttır. Pizza hamuru, kimyasal olarak mayalanabilir veya mayalı olarak hazırlanabilir. Un, fırıncılık ürünlerinin üretiminde temel bir malzemedir ve farklı protein miktarları ve kalitelerine sahip çeşitli türlerde unlar bulunmaktadır.
Un Kalitesi ve Protein İçeriği
Pizza hamuru dondurularak, saklanarak ve çözülerek bir işlem sürecinden geçer. Bu nedenle, donmuş hamur için kullanılan unun iyi bir dayanıklılığa ve yüksek protein içeriğine sahip olması önemlidir. Donmuş hamur ürünlerinde genellikle %11-14 protein içeriğine sahip sert buğday çeşitlerinden unlar tercih edilir. Pizza ununun protein özelliğini DA 9000 NIR cihazı ile son teknolojide 1 dakikadan daha kısa bir sürede belirleyin !
Küresel Tüketim ve Hamur Bileşimi
Geleneksel olarak Avrupa ülkelerinde, özellikle İtalya'da tüketilen pizza, Latin Amerika ülkelerinde ve Amerika Birleşik Devletleri'nde ticari ilgi görmektedir. Bu ilgi, ürünün düşük maliyeti ve tüketim için kolay hazırlanabilir olması gibi nedenlere dayanmaktadır. Pizza hamurunun temel formülasyonu un, su, tuz, şeker ve maya içerir. Hamur, ürünün büyük bir bölümünü oluşturur ve görünümü, dokusu ve tadı, tüketiciler tarafından kabul edilmesi ve tanınması için önemli özelliklerdir. Bu nedenle, hamur kalitesi, pişmiş gıdaların kalitesinde önemli bir rol oynayan buğday unu, yapısal bir bileşen ve temel bir bileşendir.
Hamur İşleme ve Fermentasyon
Hamurun hacmini artıran ve gaz tutulmasından sorumlu olan işlem adımları arasında hamurun karıştırılması ve şekillendirilmesi, bölünmesi ve şekillendirilmesi, fermantasyon, açma ve pişirme bulunur. Fermantasyon, hamurun havalandırılmasını sağlar; bu, hamurun sulu fazındaki karbondioksit üretimi ile gerçekleşir ve alveollerde yayılarak genişlemeye zorlayan fazla iç basınç oluşturur. Alveollerin stabilizasyonu, hamurun yapısını ve hacmini belirler.
Fermentasyon Koşulları ve Gluten Özellikleri
Hamur genellikle, hamuru şekillendirilmeden önce ilk hacmini 2-5 katına çıkarana kadar gereken süre veya mayalanma için kullanılan bira mayası (baker's yeast) ile 23 ila 26 ºC arasındaki sıcaklıklarda fermante edilerek doğrudan işlem kullanılarak hazırlanır. Pizza hamuru üretim yönteminin standartlaştırılmamış olması, son ürünün görünümü, yükseklik, dokusu ve diğer kalite yönleri gibi parametrelere yansımaktadır. Pizza'nın popülerleşmesiyle birlikte, hamurun kalitesinin çoğu üretim yönteminin benzer olmasına rağmen yüksek değişkenlik gösterdiği gözlemlenebilir. Son üründe görünüşü, kıvam ve kaliteyi yakalamak, tad ve tutarlılığı elde etmek için; Bastak Reoloji System Absograph 500 & Resistograph 500 ile tanışın!
Pizza hamurunda kullanılan glütenin özelliklerini bilmek hamurun yapısı ve tekstürü açısından önem taşır. Krep üretiminde Kullanılan unun düşük gluten içeriğinde sahiptir.
Unun gluten içeriğini belirlemek , viskoelastik özelliklerin belirlenmesi, pişme davranışı ve fiizksel kalite özellikleri açısından kritik önem taşır.
Pizza Hamurundan İstenen Özellikler
Pizzanın kenarları kabarık ve nazikçe kavrulmuş olmalıdır. Hamurun içinde çeşitli büyüklükte gözenekler bulunmalı, böylece pizza hem hafif hem de lezzetli bir dokuya sahip olmalıdır. Pizzanın hamuru, ne aşırı kalın ne de fazla ince ve çıtır olmamalıdır. Pizza Hmaurunda Kalite Kontrolde Avrupa’dan Approval ICC No.189 ve No 192 standartlarına sahip Bastak Instruments Kalite Kontrol Cihazları !
Nişasta Hasarı ve Hamur Dengesi
SDCHEQ 15000 CİHAZI İLE ZEDELENMİŞ NİŞASTA MİKTARINI TESPİT EDEREK PROSESİNİZİ OPTİMİZE EDİN, HAMMADDE DE KALİTEYİ YAKALAYIN!
Pizzalar, başta nişastalardan olmak üzere karmaşık karbonhidratlar bakımından oldukça yüksektir. Nişasta hasarındaki dengesizlik veya düşük protein seviyeleri, aşırı derecede yapışkan bir hamura yol açabilir. Öte yandan, un içindeki fazla miktardaki pentosan ve protein içeriği, çok gevşek bir hamur oluşturabilir.
Bastak Cihazları ile Dengeli Hamur
Alanında lider olan Bastak Instruments kalite kontrol cihazları ile Hamurunun yoğunluğu tam yerinde, kenarları kabarık ve hafifçe kızarmış. Her diliminde farklı büyüklükteki gözenekler, o eşsiz lezzetin anahtarı. Bu pizza hamuru, mükemmel bir dengeyle ne çok kalın ne de fazla ince; tam aradığınız lezzet ve dokuya sahip. Şimdi sadece bu muazzam hamuru lezzetli malzemelerle buluşturmak ve pizza şölenine başlamak kaldı!
Bastak 25.Yılında Daha Güçlü ve Kusursuz!
ÇEYREK ASIR ,ASIRLIK GÜÇ ,KUSURSUZ TEKNOLOJİ !
25 yılda neler olmaz ki…
Asırlık ağaçlar büyür, dağlar yükselir, kilometreler aşılır, insanlar gelişir, dünya değişir. Bizde alın terimizle, umutlarımızla, 25 yıldır attığımız her adımda hedefimizi gerçekleştirmek için durmaksızın çalışıyoruz.
Bugün Bastak Instruments alanında Türkiye’de ve Dünyada ilk ve tek Arge ve İnnovasyon üssü olarak 195 mühendisi, 72 çeşit kalite kontrol cihazı, modern hayatı kolaylaştıracak teknolojik ve hızlı çözümleri, gelişmiş sensörleri ile hizmet verirken alanında lider konuma gelmesi bir günde gerçekleşmedi.
Hadi biraz geçmişe gidelim,
1999 yılında Zeki Demirtaşoğlu tarafından kurulan, Bastak Grup Şirketlerinin ilki olan Bastak Instruments, çeyrek asırlık serüveninde asırlık hayallerini hayata geçirirken faaliyet gösterdiği gıda, un, tahıl, tohum, yağlı tohum, baklagil ve yem kalite kontrol cihazları, Türkiye'nin ve Dünya’nın ilk patent ve faydalı modele sahip robotik numune alma sistemleri, 35 farklı un katkı maddesi alanında değerlerinden aldığı güç ile gıdaya lezzet katıyor, yaşama enerji veriyor, gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak için uzman ve uluslararası kadrosu ile geleceği tasarlıyor.
Dünya’ya ve Ülkemize kazandırdığımız, bilime ve akademiye öncülük eden, Türkiye’de ilk ve tek ICC Standart 189 ve ICC Standart 192 standartlarımız, 4 analiz metodumuz ve ICC kitapçığında 9 cihazımız ile lider konumda yer alırken ülkemizi uluslararası arenada temsil etmenin haklı gururunu yaşıyoruz.
Bastak Akademi çatısı altında, uluslarası seminer ve sempozyumlara imza atarken, online ve fabrikamızda yüzyüze eğitimler, makaleler ve akademik çalışmalar ile zenginleştirilmiş bir öğrenme deneyimi sunuyoruz. Sürekli bir öğrenme ortamı oluşturarak, eğitimde fırsat eşitliğini yakalamayı amaçlıyoruz. Bilime ve innovasyona odaklanıyoruz.
Bugün, Dünya’nın dört bir tarafında; Türkiye’den Kolombiya’ya, Endonezya’dan Cezayire, Hindistan’dan Rusya’ya yaşamı değiştiren son teknoloji projelere imzamızı ve adımızı altın harflerle yazdırırken gıda güvenliği, gıda güvencesi ve insan yaşamına yaptığımız dokunuşlarla ve tecrübelerimizden aldığımız güç ile yükseliyoruz.
Ülkemizin ve Dünya’nın ekonomisine, bilime ve innovasyona, insanlığın sağlığına ve yaşamına hizmet ederken, 12 bin yıl önce Anadoluda, Göbeklitepede başlayan buğdayın serüvenine ve atalık tohumuna sahip çıkarken nice asırlık başarılara imza atacağımızı temenni ediyoruz…






















